PART 48. Heyecanlı tanışma 🍓
"Gel otur yorma kendini. Ne istiyorsun güzelim? Canin bi şey çekiyor mu? Doktora gidelim? Bebek odası yapmak lazım, bebek arabası çook oyuncaklar alayım. Arabalar mi, oyuncak bebek mi hangisini alayım? İkisinden alayım evde bulunsun... Sence cinsiyeti ne olur?"
Songül Sadi'nin bu haline kıkırdayarak susturup sakinleştirmek için yanaklarından tuttu kendine çekti ve dudaklarını birleştirdi...
.
.
.
Sadi içleri rahat olması için güzel karıcığını alıp doktora yol aldı.
"Doğum gününü kutlasaydik yaa... hem bu kıyafetler kliniğe pek uygun değil be"
"Güzelim, boş ver şimdi doğum günümü falan önce şu doktora gidelim, senle yavrumuzun durumunu öğrenelim."
Songül kıkırdayarak kocası ile uğraşmaya başladı
"Kocacım özel hediye isterim falan diyordun, noldu?"
"Baba olacaksın dedin laa... bundan ala hediye mi olur be güzel karıcığım."
"Hııyy! Yani beni istemiyorsun?"
Sadi affallamiş gibi Songül'e baktı
"Tövbe estağfurullah, olurmu öyle bir şey laaa niye istemeyeyim seni? Ben sana tapıyorum, aşığım senin için ölürüm ben kız..."
"Kıvır kıvır iyi kıvırıyorsun Sadi'cim."
Sadi bıyık altından gülümseyerek arabayı kliniğin önüne park etti...
Mutlu karı koca el ele kliniğe girip doktorla görüştüler kan verip ultrason için odaya girip doktorlarının gelmesini beklemeye başladılar.
"Heyacandan bayılırım, nerde kaldı laaa bu doktor?"
Dedi Sadi uzanmış Songül'ün elini öperek
"Hamile olan benim sen niye bayılıyorsun?"
Sadi gülümseyerek Songül karnına öpücük kondup konuşmaya başladı
"Beraber yaptık yaa, babasıyım yaa ondan olabilir."
"Sus be adam ayıp biri duyacak."
"Ne ayıbı güzel karıcığım? Burdaki çileği (Songül'ün karnına elini koydu) leylek mi getirdi?"
Songül kıkırdayarak
"Kendine leylek demesen iyiydi be Saadi."
"Laaa...."
Doktor Nilay hanım gelip oturdu
"Kan tahlilleriniz çıktı, her şey yolunda."
Sadi Songül'ün elini sımsıkı tutup
"Çok şükür, e şimdi ne yapıyoruz? Güzelimin vitamin falan alması lazım mı?" dedi.
"Evet reçete yazarım, folik asid, vitamin nakliyesi ve beslenme için."
Songül'le Sadi olumlu anlamda kafa salladılar
"O zaman bir bakalım bizim 'fasulye' napiyo, elbisesinizi yukarıya doğru çekin lütfen."
Songül elbisesini çekerken, Sadi Songül kendisini konforlu hissetmesi için, ceketini çıkarıp karısının açıkta kalan bacaklarını örttüp aşkla gülümseyerek bakan Songül'e göz kırptı.
Doktor: Jel hafif soğuk olabilir...
Songül: Olsun olsun hemen görelim lütfen.
Sadi: Sakin bitanem elin titriyor laa.
Songül: Ay, heyecanlanıyorum hem benim değil titreyen senin elin...
Doktor: Heyecanlı tanışmışmaya hazır mıyız?
Sadi ile Songül aynı zamanda evet anlamında kafa salladılar ve monitöre baktılar
Doktor: Yaklaşık dört haftalık küçüğümüz burda, gayette sağlıklı gözüküyor...
Songül: Tam olarak nerede?
Dortor: Burda annesi, şu fasulyecik...
Songül: Çok ufak Sadi...
Sadi: Hiğ?
Doktor gülümsedi
Songül: Ohooo, Sadi dedim
Sadi: Büyüyecek yavrum, doktor hanım şey biz kalp atışlarını dinleyebilirmiyiz?
Doktor: Daha erken, iki hafta sonra ikinci kontrola gelirseniz dinleriz bebek Payaslınin kalp atışlarını.
Sadi: Bu günlük bitti mi? Bunu sile bilirmiyim?
Dedi Songül'ün karnındaki jeli göstererek.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Payaslı ailesi doktordan önemli önermeleri aldıktan sonra klinikten ayrılıp evlene döndüler. Akşama kadar biraz dinlenmeye karar verip yatak odalarına geçtiler.
"Çıktısını alıp iyi yaptın annemlere de gösteririz, Sadi sence nasıl tepki verecekler?"
Dedi Songül yavrusunun "ilk fotoğrafına" bakarken yanında uzanmış kendisini aşkla dolu gözlerle izleyen adama
"Mutlu olacaklar güzelim hemde çook mutlu, zaten benim annem gitmeden öncede bir kaç kere torun sevmek güzel falan diye lafin arasına sıkıştırdi kadının içine doğmuş gibi..."
Gülümsediler
"Ne zaman, nasil söyleriz?"
"Bilmem, bana kalsa direk arayıp söyleyelim, ama sen nasıl söylemek istersen öyle olsun güzel karıcığım."
"Yiaa... teşekkür ederim hayatım, ben biraz özel olsun istiyorum."
"Nasılmış o, anlat bakalım ben ayarlarım."
"Sizin şirketten özel şişede parfüm sipariş edebilir misin?"
Sadi evet anlamında kafa sallayıp gözleri parlayip tatlı bir gülümsemeyle bişeyler anlatan Songül'ün yüzünü dudaklarını izliyordu, bir süre sonra bunu fark eden Songül kıkırdayarak
"Mavilerinle yedin bitirdin beni be adam, bişey anlatıyor şurada." Dedi.
Sadi minik bir gülümsemeyle
"Çok seviyorum seni Songül"
"Bende seni seviyorum hayatımm" diyerek kocasıno yanağını eliyle severken, Sadi eline ufak öpücük kondurdu
"Böyle bakınca çok tatlı oluyorsun be adam, öpeyim?"
"Öp."
Kıkırdayarak kocasının üzerine rahat bir şekilde uzanıp dudaklarını birleştirdi... Karı koca cinsel anlamında değil saf aşkla incitmeden tadına vararak yavaş bir şekilde öpüşmeye başladılar...
Yaklaşık bir saat sonra zil sesiyle ayrıldılar, Sadi kaşlarını çalarak
"Yaver ben senin..." diye homurdanarken Songül Sadi'ni susturdu
"Ih... Yaver değil canım onlar Sapanca'da ya."
"O zaman kim laa bu? Dur bi bakayım."
"Dikkat et."
Sadi tamam anlamında kafasını salladı ayağa kalkıp aşağı inip kapıyı açtı, gelen misafirleri görünce gülümsedi
Firuze: Merhaba Sadi abi, rahatsız etmedik umarım.
Sadi: Estağfurullah, Hoş geldiniz, içeri büyürun.
Misafirleri salona geçirir ken Songül'e seslendi
"Güzelim misafirler geldi."
Sadi'nin dediklerini duyunca Sadi'nin dağıttı saçlarını ve elbisesini düzeltip salona indi, toparlanmış yeni hayatına kavuşmuş Firuze'yi görünce sarıldı
"Kuzumm Hoş geldiniz, iyi misin? Bi bakıyım sana."
"Hoş bulduk, iyiyim sayenizde. Sadi abi Songül abla, annem Nermin, kardeşim Uğur."
Nermin: Çok teşekkür ediyorum Sadi bey oğlum, Songül kızım, çok çok teşekkür ederim sayenizde kızıma kavuştum.
Sadi-Songül: Estağfurullah, görevimiz.
Songül: Ne içersiniz çay kahve?
Firuze: Yok yok zahmet abla etme, biz kalkalım, annem sizlerle tanışıp teşekkür etmek istediği için iki dakikaya uğrayalım dedik.
Sadi: Otursaydiniz.
Nermin: Başka zaman, hem siz bize gelin güzelce ağırlayalim.
Sadi-Songül: İnşallah.
Nermin: Hee unutmadan, Uğur oğlum ver şu elindekileri... köyden getirdik hepsi organik kendim yetiştirdim yersiniz, bide içinde el yapımı peynirle tereyağı var...
Songül peyniri duyunca yüzü buruştu ama ayıp olmasın diye burukça gülümsedi, bunu fark eden Sadi
"Onu ben alayım, teşekkür ederiz keşke zahmet etmeseydiniz."
diye hemen çocuğun elindeki sepeti alıp Songül'den uzaklaştırdı.
Firuze gözleri hafif dolarak, titreyen sesle konuştu
"Sadi Abi..."
"Hiğ?"
"Kalkmadan önce son bir sorum var ama cevabini duymaya hazırlıyım değilmiyim bilmiyorum..."
"Soracağin soru'nun cevabını söyleyeyim o zaman, şimdilik sadece şunu söyleye bilirim bebeğin yaşıyor Firuze, iki yaşında adı Aras."
"Allah'm çok şükür, yaşıyor... yaşiyooor."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Bir gelişme olunca haber vereceklerini söyleyip misafirlerini yolcu ettiler.
Sadi Songül'ün omzuna kolunu atıp
"Yavrularım, acıktınız bakıyım?"
"Çook."
Sadi Songül'ün yanağına sıkı bir öpücük kondup
"Peki söyle bakalım ne istiyorsun ve eve mi sipariş edeyim yada dışarıda mı yiyelim."
"Dışarıda firin kebap yeriz sonra doktor dediği gibi biraz yürüyüş yaparız."
"Hepsine Ok de... Fırın kebaptan eminmiyiz laa?"
"Eminiz, eminiz. Hem doğum gününü kutlarız mum falan üflersin..."
Sadi sırıtarak karısının belinden sarılıp
"Peki hediyem?"
Songül kocasının kollarından kurtulup gülümsedi
"Hadi Sadii uğraşma benle yaa acıktım diyorum."
"Doydururumm ben seni güzelim, merak etme sen."
"Arsızlanma istersen kocacım, hadi ben üzerime rahat bir şeyler giyinip geliyorum."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Aşık çift aşklarının meyvesini öğrendiklerinde sonra dahada çok birbirlerine bağlandılar. Aradan bir hafta geçmişti, bu süre içinde hormonları tavan yaptığı için Songül'ün aşermekeri ve duğusalliği çoğalıyor Sadi ise karıcığının ağzını içine bakıyordu...
Songül saçlarını tararken aynadan, arkasından sinsi sinsi yaklaşan Sadi'ye
"Görüyorum seni, ne yapıyorsun sen?"
diye hemen döndü
"Bişey yapmıyorum."
"Hıhım eminim öyledir ama ben biliyorum bu bakışı."
"Bugün seni hiç ısırmadım..."
"Eeee...?"
"Ne eee özledim laa." Sarıldı
"Bi git yaa manyak." Dedi Songül kolunda kurtulmak için çırpınarken.
"Gideceğim, gideceğim Ahmet başsavcınin yanına uğramam lazım ama önce ufacık bir ısırık alayım."
"Sadii!"
"Hmm? Laa ufacık."
Songül kıkırdadi temas bağımlısı kocasından kurtulamayacağini anlayınca, izin verdi. Sadi eğilip güzel karıcığınin boynunu öpüp şah damarından sonra omzundan ısırık alıp dudaklarına ufak bir öpücük kondup
"Yavrumuzude öpeyim."
Diye eğilip Songül'ün karnına öpücük kondurdu.
"Ohh... Hadi güzelim ben çıkıyorum, canın bişey isterse ara tamam mı?"
"Tamam hayatım, dikkatlice git gel."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi dışarıdaki işlerini halledip, evin eksik gediklerini alıp evlerine döndü, elindeki poşetleri mutfağa bırakıp üzerini değiştirdi, siyah eşofman'la atlet giyip elleri yıkamak için lavaboya gitti, bir kaç saniye sonra mutfaktan Songül'ün çığlığını duyunca koşarak gitti
"Noluyo laa, karıcığım iyi misin?"
"SADİ, POŞET KIPIRDIYO."
"Sana bişey oldu sandım laaa, tansiyonum 7 ye 5, kalpten götüreceksin beni..."
"Tövbe de, Allah korusun ama bu neden kıpırdıyor ki? Odum koptu."
"Balık var, doktor dedi ya folik asid. balık falan filan diye, işte yüzden getirdim."
Sadi poşeti açıp büyük bir balığı mutfak lavabosında yıkayıp et tahtası koydu. Diri çırpınan balığı görünce Songül'ün dudakları büzüldu
"Yaşıyor bu Sadi."
"Evet, kafasını alarim, pullanini, içini falan temizledikten sonra bir güzel pişiririm, taze taze yersin, sanada yavrumuza yarasın..."
Songül'ün gözleri doldu, dudaklarını büzüp, burnunu çekti, ağlamaklı sesle
"Yavruları vardır Sadi, küçük küçük bebek balıklar annesini bekliyorlardır."
Ağlamaya başladı
"Sen yeriz diyorsun yaa, küçük küçük bebekleri ağlayarak arıyorlar annelerini."
Sadi hızlıca ellerini yıkayıp hormonları tavan yapan karıcığını avutmak için sarıldı
"Oyy... oyy... güzel karıcığım ağlama, bana bak."
Songül burnunu çekip Sadi'ye döndü
"Hm?"
"Bu balık erkek desem..."
"Nee fark eder yaa bebek balıklar babalarınıda özlerleer!"
"Tamam tamam kuzum bişey demedim, oyy... tamam yapmıyorum bişey bak şimdi suya bırakıyorum."
Sadi kova su doldurup balığı suyun içine bıraktı
Songül dolu dolu gözlerle suyun içinde yüzen balığı hafifçe okşayarak Sadi'yi şaşırtacak bir şey dedi, Sadi kaşlarını havalandırarak
"Bebeklerine kavuşturalım? Sen ciddi misin karıcığım."
"Ciddiyim (yaşlarını silip) hadi Sadi lütfen."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi kovadaki balığı denize saldı
"Bak gitti ailesinin yanına, sıkma o güzel canını güzel karıcığım."
Songül gülümseyerek Sadi'nin yanağına öpücük kondurup teşekkür etti...
"Sadii..."
"Hm? Güzelimin benim."
"Bişey söylerim ama sakın gülme."
"Söyle bakalım..."
"Şey..."
"Ney?"
"Şey yaa... benim canım çok balık çekti."
"Canın balık mı çekti?!"
Sadi kahkaha atmaya başladı
"Gülme yaa, bişey de deme hamileyim ben."
Sadi kahkaha atmaya devam ederken
"Gülmüyorum güzelim, gel bin arabaya gidelim yiyelim bir yerden balık..." dedi
Karı koca güle eğlene balıkçıya yol aldılar...
Bölüm sonu.............🙃