Bir Güle Aşığım PART 3. Bu dansı bana lütfeder misiniz? (düzenlendi) · страница 6 из 96
Страница 6 из 96

PART 3. Bu dansı bana lütfeder misiniz? (düzenlendi)

7 августа 2025, 11:36

.
.
.

Emin: Ben Talat... Talat Körkuş, memnun oldum Afife hanım (diye elini uzattı)

Songül: Bende memnun oldum (diye adamın elini sıktı)

'''''''''''''''''''''''''''''''''

Emin'le Songül, birbirlerini baştan aşağı süzdüler vücut dilinden, tavırlarından birbirlerini çözmeye çalışıyorlıştilar ama pek başarılı olamadılar... Songül adamın okyanus mavisi gözlerinde takılıp kalıyordu beyni durmuş gibi oldu, kalbi göğüs kafesinden çıkacak gibi atıyordu... Ama karşındaki adam suç liderlerinden biri olabileceği ihtimali geldi aklına ve kendini toparlamaya çalıştı... Emin, Songül'un gülüşünde kaybolmuştu aralarındaki sessizliği bozmak için konuştu ...

Emin: Afife hanım, Mehmet Eresen'i bugün göremedim, inşallah bi sıkıntısı yoktur...

Songül: Evet ya... amcam dün geçe beni aradı, biraz rahatsız olduğunu söyledi ve açık artırmaya katılmamı rica etti bende kıramadım geldim.

Emin: Aaaa... geçmiş olsun dileklerimi iletin lütfen.

Songül: Albette iletirim.

İkili bir bir kadeh şarap aldılar, bir yudum içtikten sonra konuşmalarını devam ettiler... Birbirleni tanımaya çalışıyorlardı, çok merak ediyorlardı... soru yağmuruna tuttular bir birlerini... yudum yudum içkiden sonra iyice kaynaştılar... Songül karşısındaki karizmatik ve kibar adamdan hoşlanmıştı... bi an keşke başka koşullarda karşılaşsaydık diye düşündü sonra bu düşüncen hemen çıktı, kendini kaptırmamalıydı, muhtemelen Talat süça bulaşmış kişiliktir yoksa bu ortamda ne işi var diye düşündü ve görevine odaklanmaya karar verdi. Bakışlarını Sarı Bekir'e çevirdi kimlerle konuştuğuna dikkatle bakmaya başladı.
Bi kaç dakika sonra Talat'in bi teklifiyle yine kafası karıştı...

Emin: Afife hanım, Bu dansı bana lütfeder misiniz? (Gülümseyerek, gözlerin Songül'lun gözlerine kitledi ve elini uzattı... kalb atışları hızlanarak)

Songül şaşkınlık içinde Emin'e baka kaldi, çok güzel gözleri var diye aklından bi kez daha geçirdi... adam ona çok masum bakıyor ve cevabını bekliyordu... kafasını hafif salladı şaşkınlığını atmak için. Emin cevap duyamayınca yine konuştu..

Emin: Biraz daha cevabınızı almasam taşikardiden öle bilirim, vebali boynunuza kalır bende söylemesi (dedi gülümseyerek)

Songül: (kahkaha attı) Ya... kusura bakmayın biraz dalmışım.
Tabii, memnuniyetle kabul ederim (dedi Emin'in elin tuttarak... )

el ele dans pistine geldiler, Emin Songül'un hafifçe belinden tutup kendine çekti. Songül elini Emin'in omzuna yerleştirdi... belindeki elin, narin parmakları sırtında gezdiği hissettiğinde hafifçe irkildi ve gülümsedi... birbirlerini kalp atışlarını hissediyorlar di, kokuları ile mest olmuşlçasina şarkiya ayak uydurmaya başladılar...

Emin Songul'un nefesini boynunda hissettiğinden sonra dayanamadı Songüle sarıldı, aralarındaki mesafeyi iyice azaltarak derin bir nefes aldı bu muhteşem kokunu
hafızasına kazımak istercesine...
Songül'un Emin'den bi farki yoktu.
Bi kaç dakika sonra müzik bitti, Emin'le Songül istemsizce ayrıldılar birbirlerinden, birbirlerine bakarak güldüler Songül utanmış gibi gözlerini kaçirdi ve masalarına geçtiler.

Emin: Teşekkür ederim, teklifimi red etmediğiniz için.

Songül gülümseyerek, rica ederim anlamında kafasını salladı, tam konuşmaya başlarken, Sarı Bekir'in Osman baba yan yana gördü hemen toparlandı, Osmanla Sarı bi şeyler konuşup mekanı terk ediyorlardı. Songül lavaboya gidiyorum diye Emin'in yanından ayrıldı. Hedeflerini takip etmeye başladı.
Sarı Bekir'le Osman Baba asansöra bindiler, 3 kat tuşuna bastılar. Asansörün panelinde 3 görünce Songül değer asansöre bindi ve 3 kata çıktı. "Taylan başkomiserim, ben hedefleri takip ediyorum, muhtemelen otelin 3 katındaki Sarı Bekir'in şirketine çıktılar... hafıza kartını bulmaya çalışırım " dedi. "Songül çok dikkat et. Asansörden indiğinde sağ tarafta koridor var, koridorun sonundaki iki oda Bekir'in" diye yönlerdirdi Taylan. "Anlaşıldı" dedi ve asansörden indi. Yayaş yavaş yürüyerek Bekir'in odasına kadar gelmişti kapıyı dinlemeye başladı içerden ses çıkmayınca, yavaş açtı odanın kapısını, oda boştu, hızlıca içeri girdi, kapıyı kapattı ve masanın çekmecelerini, üstünu karıştırmaya başladı bir şey çıkmayınca odayı her yerini baktı, gözüne koltukta duran bilgisayar çantası takıldı hızla çantayı eline aldı ve aramaya başladı, elini çantanı içine soktuğunda mausun yanında 2 adet flaş hafıza kartı buldu.
Fısıldayarak "başkomserim, ben 2 adet beyaz renkli üzerinde mühür falan yok hafıza kartı buldum " dedi.
"Songül emin olmamız lazım oradaki bilgisayarlardan birine tak içi boş değilse onlar al ve hızlıca oradan ayrıl, araban otelin önünde bekliyor olucak".
Songül taman deyip hemen Taylani söylediklerini yapmaya başladı...

O sırada yan odada Sarı Bekir, Osman Baba ve Emin vardı. Takas zamanında Enim arabulucu olacaktı.
Sarı Bekir para dolu çantanı Emin'in önüne koydu, Osman cebinden hafıza kartını çıkarttı tam paranınların yanına koyarken dışarıdan gürültü sesleri gelmeye başladı, Osman o telaşla elindenki kartı düşürdü, kart Emin'in ayağına yanına düştü, Emin eğildi kartı almak için o zaman odanın kapısı açıldı her kesin odağı kapıdaki adamlardaydi , Bekir'in adamları içeri girdi, Emin kartı aldı ve Osman'a geri verdi o kadar kalabalık içinde takas olmayacaktı.
Bekir "noldu? Ne var amk... niye destursuz dalıyorsunuz odama" dedi bağırarak. Adamların biri "Özür dilerim efendim ama çok acil yan odanıza bakmanız lazım" dedi. Sarı Bekir'l sinirlenerek odadan çıktı onun ardından merak edip Emin'le Osman'da çıktılar...
Emin yan odaya geldiğinde başından aşağı kaynar su döküldü... oda kanlar içindeydi yerde bıçaklanmış 4 adam yatıyordu, odanın bir köşesinde Songül'ü iki dalyan gibi adam tutuyorlar di, Songül'un dudağı patlamış kanıyordu... Emin şok geçirdi. 20 dakika önce karşındaki kadınla sarılarak dans ediyordu nasıl bu hale geldi? niye buradaydi? Sorular kafasını kurcalamaya başladı. Toparlandı ve Bekir'e bakti sorgular gibi...

Sarı Bekir'e: Yok, bi şey... odama "fare" girmiş bunlarda onu tutmaya çalışmış.
"Fare"mizde pek sürprizli çıktı micro kulaklıklı falan. Cebindende kartlarim çıktı o yüzden, adamlarım biraz misafir edecek bu minik fareyi, özel ilgilenirler açık artırmaya bitince bende katılırım. Şimdi bizde inelim işimizi sonra hallederiz.

Dedi ve odadan çıktı, Songül Emin'e yalvarır gibi bakıyordu... Sarı "Emin hadi" dediğinden sonra oda odadan çıktı.

Sarı Osman Emin asansör tarafa yürümeye başladı, odadan Songül'un sesleri gelmeye başladı. Emin birden durdu ve dedi...

Emin: Sarı bu böyle olmayacak bu bağır çağırle oteli ayağa kalditlracaklar. Ben bu fareni alayım depoma götüreyim, ne yapacaksın orada yap, kimse duymaz sessiz sakin halledersin.

Sarı: Tamam sen götür bende arkararizdan gelirim yarim saat sonra.
(dedi ve asansöre bindiler)

Emin koşarak odaya geri döndü, Songül'ü dövüyorlardi, Emini görünce durdular, adamları biri Emin'in yanına geldi

X: Emin ağam büyür

Emin: He, gerizekali bağır... bağır... Emin... ağa diye, tüm İstanbul duydu Emin olduğumu GBT numarami de ver istersen. Aptal herif. Kızı ben alıyorum Sarı'nın haberi var (dedi Songül'un yanına geldi gözlerine baki... gözlerini ışıltısı yoktu, çok halsiz görünüyordu... hafifçe kaldırdı ve beraber asansöre bindi otoparka inmek için tuşu bastı, Songül ayakta durmaya zorlanıyordu Emin'in göğsüne koydu başını. Emin telefonunu açtı Yaveri aradı)

Emin: Oğlum... acil hemen "kırmızı kod" (dedi)

Yaver: Emredersin. (dedi telefonu kapattı)

Songül'le Emin otoparka indiler, arak kapıdan çıktılar, onlari Yaver bekliyordu, hemen arabaya bindiler ... "Bas oğlum... bas" dedi yola koyuldular.

Taylan Songül'un sesi kesildiğinden sonra, Songul'ü otelden çıkaracaklarını düşünerek destek ekip istemişti otelin etrafında Songül'ü, her yerde aramaya başladılar.

Yaver bi hastahane yanına durdu, Emin Songül'ü indirdi destek olarak... hastahane tarafına iki adım atmislardi etraflarında polis sardı

Polis: Dur kıpırdama... ellerini yukarı kaldir, komserimi birak , anı hareket etme yoksa vururum (diye uyardı)

Emin: Sakin... Aslan parçası, Sakin...
Ben 7Emin'im, şimdi yavaş komserimi bırakıyorum ama doktora ihtiyacı var, biz teslim oluyoruz (dedi ve Yaver'le dizlerine çöktiler)

Hızlıça Songül'ü onlardan uzaklaştırdılar, ve Emin'le Yaver'i tutukladılar.

Polis telsizi eline aldı ve konuşmaya başladı "Taylan başkomiserim, Songül komserimi sağ salim aldık, yanındaki iki şüpheli şahısleride tutukladık kısa sürede emniyete teslimederiz" dedi "Anlaşıldı, Songül iyimi? "
"Komserim baygınlık geçirdi, hastahane yetiştirdik, doktorlar ilgileniyorlorlar merak etmeyin" dedi ve konuşmayı bitirdi.

Songül'ü acil yardıma aldılar, damar yolu açıp serum taktılar, yaralarını temizlediler, sol kaşının üstüne ve dudağını kenarına yarabandı yapıştırdılar. Vücudunda darb izleri vardı, ağrı kesici verdiler. Acil ayağa kalkması için dinlenmesi lazımdı.

Emin ve Yaver'i sorgu odasina almışlardı...
Emin, sorguya giren komsere konuşmadı, başkomseri yada müdür istedi. Baskomser Taylan girdi sorguya, Emin teslim oldu, sorgu bitti. Yaver'le Emini bir odaya kapattılar yarın sabah savcılığa teslim edileceklerdi.

Songül kendine geldi, hafif gözlerini açtı... olanları idrak etmeye çalışıyordu.
Yaninda oturan Melikeyi gördü ...

Melike: Abla iyimisin? Ağrın varmı? Çok korkuttun bizi

Songül: İyiyim, noldu bana? (Diye sordu Melikeni nelerden haberi varlığını anlamak için)

Melike: Darb etmişler seni, muhtemelen seninle aynı arabada olan iki mafya bozuntusu (dedi sinirlenmiş bir şekilde devam etti) merak etme abla Taylan komserim onları canını okur duyduguma kadar sorguya bizatihi kendisi girmiş.

Songül: birinin adı Talat mı ?

Melike: yok biz bir kaç aydır hakkında hiç bi bilgiye ulaşamadığımız 7Eminmiş yanındaki Yaver sağ kolu imiş.

Songül'un kafası iyice karışmıştı, onu kurtarmaya çalışan adam şimdi emniyette sorguda idi... onun ayıbı yok da diyemezdi, dese de bir şey değişmeyecektı, çünkü hoşlandığı hatta farkında olmadan aşık olduğu adam mafya babasıydı. Kalbi sıkıştı, sinir krizi geçirecek gibi oldu, biriyle konuşmak kalbindekini dökmek, hüngür hüngür ağlamak istiyordu. En yakın arkadaşı Alya'yi çağırmasını Melikeden istedi.
Alya geldi, arkadaşını sakinleştirmek için sıkıca sarılıp başından öptü.

Alya: kuzum, iyi misin? Noldu sana böyle.

Songül: hiç iyi değilim, ben bir okyanus gözlü adamdan hoşlandim ve muhtemelen artık onu bir daha göremıcam, buna mı üzüleyim, yoksa aynı adam mafya babası olmasına mı üzüleyim, yada bana güvenilen görevi batırdığıme mı üzüleyim ... ne yapacağımı şaşırdım (diye ağlamaya başlar)

Alya hiç bi şey demeden Songül'ü dinledi, sarıldi saçlarını okşadı, Songül ağlaya ağlaya uyuya kaldi.

Ertesi gün Songul erkenden kalktı emniyete gitmeye karar verdi, belkide onu savcılığa teslim etmediklerinden önce bi kaç saniye olsada görürüm diye düşündü.
Emniyete geldi, bi gariplik vardı, resmen kaos içine duşmuştu... olay yeri inceleme vardı. İçeri girdi, kalabalığı yanına yaklaştı, yerde iki ceset torbasını gördü, olay yeri inceleme ekibi tonbalari fermuarını kapatarak işlerini bitirdiğini cesetleri morg'a kaldırabileceklerini söyledi. Songül yanindan geçen Bahri'yi durdurdu

Songül: Bahri, noldu burada?

Bahri: Abla, iyimisin? Neden geldin ki, bugünde dinleseydin .

Songül: İyiyim ben, merak etme. Ne oldu burada?

Bahri: Dun gece abi kardeş birbirine kıymışlar...

Songül: neden? kim bunlar?

Bahri: Mafya hesaplaşması diyorlar.
Abi kardeş Güngören'ler. Emin ve Yaver Güngören.

Songül: Hayır...🥺 olamaz...

Gözleri karardı, başı dönernup ve yere düştü....








Bölüm sonu...🙃