PART 37. Kıskançlık...
.
.
.
Hakan: Kazım!
Kazım: Buyur ağam...
Hakan: Ben Firuze'le çıkıyorum adamlarına söyle gözlerini dört açsın içeriye kimse girmesıde, çıkmasıde yasak. Geçen seferki gibi olmasın, dediğim leşinizi köpek balıklara yem ederim! Bide şey müşteri için biri gerekirse Cem'i gönderecem ondan gönderirsin.
Kazım: Anladım emrin olur ağam.
Hakan: Uza...
Hakan sağ eli Kazim'i gönderip, yüksek sesle
Hakan: Firuzee! dedi
Sakin hayattan küsmüş gibi bıkkın kısık sesle "Ne?" dedi Firuze Hakan'ın arkasından gelip
Hakan Firuze'yi baştan aşağı süzdü "iki saattir bunu mu giydin? Zevkini sikeyim!" dedi gözlerini devirip Firuzenin yüzerindeki her yeri kapalı kolları uzun hafif bol, mor renkli elbiseye bakarak.
" Taş gibi bedenin var, o kadar marka, kıyafet getiriyorum onları giysen ölürsün dimi? diye Firuzenin canını acıtarak kolunu sıktı
Firuze soğuk bakışlarını Hakan'a kitledi, canına çoktan tak etmişti artık, her gün azarlanmak, aşağılanmak ama bu herife katlanmak zorundaydi "Kimin için süsleneyim?" dedi sakınlığını bozmadan
Hakan Firuzeden gelen cevapla biraz afalladi, sinirle dişlerini sıktı, Firuzenin kolundan çekerek burun buruna geldi.
"Benim için! Var mı bir diyeceğin, lan?!"
"Sen kimsin sevgilim mi, kocam mi?" dedi sessizce, bu Hakanı siniri arttırdı
"Belanı sikerim, ne diye geveliyorsun? Yüksek sesle konuş lan!" diye kolunu sıktı
"Hakan, kolumu bırak canımı acıtıyorsun..." dedi soğuk bi bakişla, zaten Firuze başka türlü bakmayı, gülmeyi, hayattan zevk almayı çoktan unutmuştu ki... Hakan onun hayallerini, mutluluğunu, geleceğini elinden almıştı... On sekiz yaşında olmasına rağmen kendisi tükenmiş gibi hissediyordu, üç yıldır sadece bir amaç için yaşıyordu. Tabikide Hakanla yaşamaya ne kadar yaşamak denirse, o kadar yaşıyordu...
"Dik dik bakmaya iyi alıştın sen! Şımardın, yediğin dayaklari unuttmuşsun belli, şimdi acelem olmasaydı belanı sikerdim." Firuzenin kolunu bırakıp kapıya işaret etti "Yürü geç kalıyoruz." Firuze hiç bir şey demeden dışarı çıkıp arabaya bindi, Hakanda yan koltuğa oturdu. Yola koyuldular yaklaşık dört-beş dakika içinde partiye geldiler.
Arabadan inip kalabalığa karıştılar.
Hakan sözde "saygılı", ama şerefsizlerin en önde giden bir kaç iş adamın yanına gelip el sıkıştı... Heriflerin biri Hakanin arkasında duran Firuze'yi baştan aşağı süzdü
"Hakan, çok fena şey bu..." Firuzeyi ima ederek dedi herif
"Orda dur Feyyaz efendi, Firuze benim! Ona yan gözle bakanı amina koyarım "
"Ou - ou, yavaş gel Hakanım... Ben erkeğim o dediğini yapamazsın, bu bir... Bu dünyada her şeyin bir fiyatı vardır bu iki... Ben istersem, istediğimi alırım bu da üç! Anladın?!
Hakan'ın omzunu tuttup sırıttı...
"Anladım uçkuruna düşkün hayvan, anladımda yine de benim olana sulanıp belani siktirtme Feyyaz!"
"Tamam, boşuna gerilme, hem ben nasıl bi şey istediğimi sana belirttim diye biliyorum?"
"Belirttin, belirttin... kız hazır istediğin zamanda getirtiririm, ama geçen ay yaptığın gibi bu kızı da komaya sokma ya, para kazanmak yerine, bunların leşi başıma dert oluyor"
"Parasını ödüyorum istediğimi yaparım Hakanım, yatakta içimden psikopat çıkıyor anlasana..."
Kahkaha atarak konuyu daha çirkinleştirerek konuşmaya devam ederken, Firuze hiç onları dinlemiyordu zaten onlarin sohbetini dinlenecek bir yeride yoktu, arsızlığin dibine vuruyorlardı...
Firuze arabadan indiğinde beri merakla dans pistinde Latin havalarına oynak hareketlerle oynayan dörtlüyü izliyordu... Birbirlerine şehvetle, sevgiyle bakan çook mutlu iki çift... Çiftlere imrenerek baktı, 'böyle aşkla bakan nazikçe dokunarak busecikler konduran, kibar bir beyfendiyi, yada yüzünde güller açan kızlar gibi sevilmeyi sevmeyi hakketmiyor muydu, neden Hakan pisliği, neden?!'
Hakan'ın eli tenine değdiği an kafasındaki sorular uçtu... Hakan belinden sarılıp piste doğru yürüdü oradaki müşterileriyle konuşmak için.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Yirmi dakika önce...
Dörtlü Sadi'nin özenle süsletip hazırlattığı masalara geçtiler, Songül Sadi tarafından yaratılan romantik ortamı görünce Sadi'nın yanağından derin bir öpücük aldı. Sadi Songül'ün omuzuna kolunu atıp sarıldı, masanın yanında duran garsona kendisi ve Yaver için viskiyle koladan kokteyl kızlar için ise birer moxito ve iki masayada meze tabağı sipariş etti...
Sandalye çekip Songül'u oturttu, güzel karısından ayrı oturmak istemediği için kendi sandalyesini de Songül'ün yanına çekip oturdu, Yaver'le Suna'de aynı şekilde oturdular. Garson siparişlerini getirdi. Aşık çiftler hoş sohbet etmeye başladılar, bir süre sonra...
"Sadi..."
Viskiyle kolanın karışımından hazırlanan içkisinden bir kaç yudum alıp
"Efendim güzelim?" Diyen kocasını elinden tutarak asıldı
"Hadi kalk oynayalım"
kikirdayarak çekiştirdi Sadi'nin elinden Songül... Kafasını iki yana sallayarak güldü Sadi
"Haaa... yooo... almayayım canım"
Sandalyeya iyice yerleşti Sadi, hayatta kalkmam der gibi
"Hiyy! Aşk olsun yaa Sadi, bide yerleşiyorsun"
Sadi'nin eline vurup gözlerini kısarak baktı. Sadi Songül'le uğraşmak için kulağına fısıldayarak konuştu
"Evde dedim sana "AŞK" olsun... bişeyler yapalım diye, sen istemedin 'olmas Sadi, kalbine inecek Sadi...' diye benim bi suçum yok güzel karıcığım "
"Üff... Yaa Sadii hemen civima... hem konuyu değiştirme kalk oynayalım diyorum hadi..."
"Tıh... halimden memnunum"
"Memnunsun? Pek-kii... Sadi Payaslı sana iyi oturmalar o zaman ben gidiyorum!"
Ayağa kalktı yan masaya doğru yürüdü
"Laaa nereye ?!"
"Kuzum..."
"Efendim abla?"
Ellerini havaya kaldırıp müziğe ayak uydurarak belini hareket ettirib piste ima etti Songül
"Kalk oynayalım, huysuz enişten istemiyormuş "
"Anaa adımız huysuzada çıktı, kocaya huysuz denirmi çook ayıp, tıh tıh tıh..."
Songül Sadi'ye gıcık olduğu için dilini üçünü gösterdi
"Sen böyle oturmaya devam et daha neler derim ben sana canımm kocacım!"
"Tııısss! Kara Mambaa"
Songül'le Suna piste geldiler çok güzel hareketlerle oynama başladılar
Yaver gülümseyerek Songül'le Suna'yi izleyen Sadi'nin yanına gelip oturdu. Abi kardeş içki bardaklarıni tokuşturup fondip yaptılar, garson içkilerini yeniledi... Aniden Sadi'nin kaşları çatıldı... piste Songül'lerin yanında iki herifi dolandığıni, heriflerin birini Songül'ün beline doğru elini uzattığını, Songül kendini çekmezse sarılıp kendine çekeceğini fark etti...
Kıskançlıktan dişlerini sıkarak derin nefes alıp verdi sırıtarak Yaver'e baktı
"Yaver'im kalk OYNAYALIM 'kirvelerim gelmişler'..."
Yaver Sadi'nin ne ima ettiğini anlayıp hemen ayağa kalktı, hızlı adımlarla kızların yanında bittiler. İkiside sevgililerinin arkasından sarılıp 'benim' der gibi boynundan öptüler.
Herifler adamların gözlerindeki gazabı görünce uzaklaştılar, dans pistinde sadece aşık dörtlü kaldılar. Songül kikirdayarak Sadi'nin kollarından kurtuldu yüzüne bakmak için döndü
"Ne o Sadi bey, halinizden memnundunuz niye geldiniz?"
Kıskançlıktan kudurduğunu bile bile sordu Songül çünkü kocası tarafından kıskanılmak hoşuna gidiyordu... Müziğe ayak uydurarak dans etmeye başlayan Sadi
"Eee şey... karımla dans etmesem nerede kaldı benim kocalığim..."
"Eminmısın Sadi'cim? Burda dans eden adamlarla bi alakası yok yani? "
"Hangi adamlar la?"
Sırıtarak sarıldı Songül'le
"Kıskançsın kocacım, kıskançsın!"
"Alakası yok komiserim "
Diye Songül'ün dudağına öpücük kondurdu...
Kaldıkları ev üç dakikalık mesafede olduğu için Yaver'le Suna lavabo ihtiyacı için eve ayrıldılar. Sadi'yle Songül oynamaya devam ederken Firuze hala onları izliyordu...
Firuzenin ve bir kaç kadınların Sadi'ni süzen bakışlarını fark eden Songül kıskandı Sadi'nin elinden tutarak masalarina doğru yürüdü...
"Noldu güzelim oynayalım diyordun?"
"Yoruldum kocacım, biraz dinlenelim..."
Yerlerine oturdular Songül içeceğin yudumlarken Sadi Songül'ün kokusunu içine çekerek boynundan sesli bir öpücük aldı... karı koca bir birlerini öpüp koklayarak aşk sarhoşu olurken, Yaver'le Suna döndüler...
Suna'nın elinde telefon vardı ... annesi Tülay kızlarını çook özlemiş Songül'u balayında rahatsız etmemek için Suna'yi görüntülü aramıştı ama çok hoş sürprizle karşılaşacağını bilmiyordu
"Oy mis kokulu kuzum benim nasılsın? Sizi çook özledim, Songül'le konuşmadın mi nasılmış? Arasa söyle kendine dikkat etsin "
"İyiyim annelerin bitanesi, dur bak sana kimi göstereceğim..."
Eliyle Songüle gel der gibi harekat yaptı. Songül Yaver'le yer değiştirdiler, anne kızlar rahat rahat konuşsun diye.
Abi kardeş yan yana otururken.. Sadi'nin gözüne bişey takıldı
"Yaver?"
"Efendim abi?"
Kaşlarını çattarak, az önce yatak odalarının ışığını acan, odanı turlayan siluette gözlerini dikerek konuştu
"Evde kim vardı?"
"Kimse... noldu ki?
"Yok bişey... yengen sana emanet yanından ayrılma!"
diye hızlıca eve doğru yürüdü evdeki "misafiri " kaçırmamak için.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Yaklaşık yirmi dakika Songül'le Suna annesiyle konuşup kapattılar. Yaverin yanında Sadi'yi göremeyince Songül merak etti, kalp çarpıntısı geçirdiği için yanından ayrılmaya özen gösteriyordu
"Yaver, Sadi nerede? "
"Yirmi yirmi beş dakika önce eve ayrıldı..."
"Anladım, ben bir girip bakayım merak ediyorum. "
"Tamam bizde gelelim senle yengem, akşam akşam seni tek başına gönderirsem, abim beni keser"
"Yok ya, iki dakikalık mesafe ya kendim giderim siz eğlenin."
"Bari eve kadar eşlik edelim, sonra biz döneriz başka türlüsü valla olmaz... Abimin gazabına uğramak istemiyorum "
"Abi kardeş aynı inatsınız yaa... valla sizden çekeceĝimiz var"
Üçlü şakalaşıp kahkaha eşlığınde eve geldiler...
Songül yukarıya yatak odalarına çıktı
"Saa-..."
Gördüğü "manzara" karşısında Songül'ün lafı yarıda kaldı. Pencerenin önünde Sadi uzun mor elbiseli narin bi kadına sarılıp göğsüne koyduğu başını saçlarını okşuyordu...
BÖLÜMÜN SONU...............🙃